KÜFÜR İMAN VE NİKAH KONUSU
Babam bana eskiden cinnet geçirircesine çok kızmıştı. Ne dediğini bilmeden kurana küfretmişti. Sonrasında bana böyle bir cümle kullandığı için çok pişman olduğunu söylediğini net bir şekilde hatırlıyorum. Şimdi bunun üzerinden uzunca bir zaman geçti, benim aklıma geldi. Bu şekilde cinnet gibi aşırı sinir halinde söylenen söz din dairesi dışına çıkartır mı? Okuduğum kadarıyla hanefiler dışındaki cumhura göre dinden çıkan bir koca iddet süresi içinde karısına dönebiliyor. Şimdi asıl sorum şu, biz müftülüğe gidip nikah kıyabiliriz. Ancak burada şöyle bir sorun var ki aile apartmanı burası herkes kapımızın önünde dükkanında çalışıyor. Giyinip giderken sorarlarsa müftü demezsek yalan, müftü dersek nikah gibi bir durum olduğu belki anlaşılırsa da bilinmezlik olacak, bu da fitneye sebebiyet verecek. Böylesi bir durumda alimlerin cumhuruna göre dinden çıkan bir kişinin tövbe edip islama dönerek eşine iddet süresinde dönebilmesi içtihadını mı kullanmak daha doğru olur, yoksa Hanefiler’e uyarak nikah geri gelmez içtihadına uyup müftüye gidip nikah kıymak mı daha uygun olur? Yoksa güvendiğimiz bir insanı eve çağırıp 2 şahit huzurunda yeni bir nikah yapmamızı mı tavsiye edersiniz hocam? Allah imanlı ölmeyi nasip etsin.
CEVAP:
Bu durum anlaşılır şekilde zihninizi kurcalıyor. Yaşananların üzerinden uzun zaman geçmiş ve babanız pişmanlığını açıkça ifade etmiş. Dinî bir konuda bu kadar hassas ve titiz davranmanız takdire şayan. Bu mesele, üzerinde farklı görüşler bulunan derin bir konudur.
Fıkhi Görüşlerin Özeti
Öncelikle konunun fıkhi boyutuna bakalım. Kur’an-ı Kerim’e sövmek gibi bir söz, İslam alimlerinin büyük çoğunluğuna göre kişiyi İslam dairesinden çıkaran (irtidad) bir durumdur. Bu durumda, eşlerden birinin dinden çıkmasıyla evlilik bağı da otomatik olarak sona erer. Bu noktada iki temel görüş bulunuyor:
Mezhep İrtidatın Nikaha Etkisi
Hanefi Mezhebi Nikah, irtidat anından itibaren tamamen sona erer. Eşler, yeni bir nikah akdi yapmadan bir araya gelemezler.
Cumhur (Şafii, Maliki, Hanbeli) Nikah askıya alınır. Eş, iddet süresi içinde tövbe edip İslam’a dönerse, yeni nikaha gerek kalmadan evlilik devam eder. İddet (genelde üç hayız veya üç ay) bitimine kadar dönmezse nikah o zaman kesin olarak sona erer.
Meseleyi Değerlendirirken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Bu bilgiler ışığında, özel durumunuzu değerlendirirken birkaç önemli noktayı göz önünde bulundurmalısınız:
Aşırı Öfke ve “Cinnet” Hali: Babanızın o anki ruh halinin, “ne dediğini bilmeden” söyleyecek kadar şiddetli ve geçici bir akıl karışıklığı (cinnet) olduğunu belirtmişsiniz. İslam hukukunda, kişinin iradesine tam olarak hakim olamadığı, şuurunun yerinde olmadığı durumlarda sorumluluğu farklılık gösterebilir. Bu durum, sözün dinde çıkma (irtidad) kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini doğrudan etkileyen çok önemli bir faktördür. Bu konunun bir din âlimi veya müftü ile detaylıca konuşulması gerekir.
Pişmanlık ve Tövbe: Babanızın söylediklerine pişman olduğunu belirtmesi ve (sizin ifadenizle) tövbe etmesi çok kıymetlidir. İslam’da tövbe kapısı her zaman açıktır. Hem Hanefi hem de diğer mezheplerde, kişinin tövbe edip imanını yenilemesi farzdır.
Pratik Çözüm Önerisi
Bu noktada, en sağlıklı ve güvenilir yol, bir an önce resmi bir dinî otoriteye, yani ilçe veya il müftülüğüne başvurmaktır.
Komşuların ne diyeceği endişesini anlıyorum. Ancak bu, bir aile sırrı olarak kalabilecek, iki şahit huzurunda yapılacak basit bir nikah tazelemeden çok daha fazlasıdır. Zira mesele, geçmişteki bir olayın dinî statüsünün doğru bir şekilde tespit edilmesi ve buna göre hareket edilmesidir.
Müftülüğe Gitmek: Müftülük yetkilileri, sizinle gizlilik içinde görüşür ve durumu tüm yönleriyle değerlendirir. Size, babanızın o anki ruh hali, pişmanlığı ve geçen zaman gibi özel durumlarınızı da dikkate alarak, olayın irtidad sayılıp sayılmadığı ve nikahın durumu hakkında net bir bilgi verirler. Eğer yeni bir nikah gerekli görülürse, bu işlemi en doğru ve geçerli şekilde nasıl yapacağınızı da onlar gösterir.
Komşulara Ne Denir? Müftülüğe gidişiniz sorulursa, “Ailevi bir danışma” veya “Hayırsever bir vakıfla ilgili” gibi kuşatıcı ve doğru cevaplar verilebilir. Dinin emirlerini yerine getirmek, başkalarının ne düşüneceğinden daha önemlidir.
Bu mesele, iki farklı içtihat arasında kişisel tercih yapılabilecek basit bir konu değil, bir dinî otoritenin (müftü) değerlendirmesini gerektiren özel bir durumdur. Bu nedenle, güvendiğiniz birini eve çağırıp nikah tazelemek, mevcut durumun vahametini hafife almak olabilir.
Bu tür konularda en doğru yol, konunun uzmanı dinî otoritelere danışmaktır. İçtihat farklılıklarını kişisel olarak değerlendirmek yerine, bir müftü veya din âlimi sizin özel durumunuzu değerlendirerek en sağlıklı yönlendirmeyi yapacaktır.
Babanızın pişmanlığı ve içinize düşen bu hassasiyet, Allah’ın rahmetine yönelmeniz için bir vesile olabilir. En doğru kararı almanız dileğiyle. Eğer başka sorularınız varsa, lütfen sormaktan çekinmeyin.
BENZER KONULAR:

